|
Administrator tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 12 Ekim 2006 00:13 |
Yeşil yaprakların toprağa düşmeden büründüğü sarı kahverengi renklerin güzelliğini, sonbahar rüzgârının serin ıslığını ve şirin dağ köylerinde saklı güler yüzlü dedelerin neşesini hiç esirgemeden misafirleriyle paylaşıyor topuk yaylası… Pazar sabahı kahvaltıların en güzeline özendik ve koştuk Bolu dağına. Muhtarın yerinde ballı kaymaklı köy kahvaltımızın tadını çıkarırken fotoğraf makinemizin bataryasını şarj ediyorduk. Manzaraya daldık dağlara baktık uzun uzun “yahu Bolu beyinin malı değil ya biz de çıkarız en tepesine” dedik ve düştük yola… Dipsiz göl ve topuk yaylası tabelalarına baka baka tırmandık ormanın içine doğru. |
 |  |
“Bu ormanda kaybolsak ne yaparız” korkusunu hissettirecek mükemmellikte güzel ve kimsesiz doğayı kıskandık. Sık sık yolculuğa ara verip temiz havanın tadını çıkardık. Hangi manzarayı kareye alsak derken küçük sincap inat etti girmedi bir türlü karemize. Ama sonradan anladık ki ağacın dalında poz vermek istiyormuş. Bizde isteğini kıramadık küçük sincap dostumuzun. Yola devam… |
Köy bakkalına da sorduk yolda yürüyen üç delikanlıya da. Hep yukarıya dediler Topuk yaylasına, pişman olmazsınız… |
| Ağaçlar gökyüzünü sardı biraz daha gidince, yere dökülmüş dallar yolu zorlaştırdı, gittikçe ağaçlar yükseliyordu ve güneşi perdeleyip ortalığı karartırken uzakta ışık gözüktü. İşte ormandaki ağaç tünelinin çıkışını bulduk: Topuk yaylası! |
| Gölet'in kenarına tripodumuzu kurduk. Yeşilin sudaki yansımasından balık tutan teyzelere piknik yapan komşulardan sazlıklara kadar kareler aldık topukludan. |
Yaylada oldukça modern konaklama barakaları, tertemiz lavabolar, buz gibi akan suyuyla bir çeşme ve çadır kurmaya müsait alanlar mevcut. Bütün bu imkânlar sahipsiz de değil İshak amca var. Bir ara yanımıza gelip kimsiniz bakalım, huylu musunuz huysuz musunuz diye teftiş etti bizi. Sonra da başladı anlatmaya. “Astım hastaları temiz havasına gelir buraya yazları, her hafta uğrayan müdavimleri de var…” |
Üşümüşsünüz çay içelim dese de teyzeler, geç kalmıştık artık. Dönüş vakti dedik ve ayrıldık tekrar görüşmek üzere vedalaşarak. Tam dönüş saatinde bir fotoğraf sever ile karşılaştık. Birkaç gün sonra anibal rumuzu ile yayınlayacağı karelere kendi vizöründen bakarak kıskandık. Biz niye bu kadar güzel çekemiyoruz? Üstada saygılarımızı tekrar sunuyoruz. Işığın bol olsun anibal... |
Biz artık topuk yaylasından dönüyoruz, ilk fırsatta tekrar ziyaret edeceğimiz sözünü vererek… Fatma Editör Gezgin Kareler - 28.10.2007 |
|
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Kasım 2008 18:14 |